Gedik Yatırım Yurtiçi Satış Müdürü Eral Karayazıcı tarafından
hazırlanan “Piyasalar & Senaryolar” başlıklı Pusula Raporu :
“Borsalarda mart ortasında başlayan satış dalgası hız kesmekle birlikte geçen hafta da devam etti. ABD‘nin
dünya devi bankası JP Morgan’dan gelen rekor zarar haberinin etkisi ile ağırlıkla yeni kıtada ve Asya
cephesinde etkili olan satış dalgasından başta altın olmak üzere diğer varlık fiyatları da nasibini aldı.
IMKB ise Avrupa borsaları ile birlikte başta Yunanistan seçim sonuçlarında ortaya çıkan tablo olmak üzere
süren negatif haber akışına rağmen düşüşe direndi ve yatay bir seyir ortaya koydu.

Hafta sonu yaşanan gelişmeler ve piyasa etkileri

JP Morgan’ın kredi notu düştü : Son altı haftada türev işlemlerden 2 milyar dolar zarar ettiğini açıklayınca
geçen hafta % 12 değer kaybeden JP Morgan’a hafta sonunda iki kötü haber de kredi kuruluşlarından geldi.
Fitch, JP Morgan’ın kredi notunu AA-‘den A+’ya düşürüp görünümünü negatif olarak belirlerken Standard &
Poor’s (S&P) JP Morgan’ın kredi notu değiştirmeyip görünümünü negatife çekti. Bu faktör değişikliğinin
piyasa etkisinin sınırlı negatif olması muhtemel ( çünkü sürpriz değil).
Öğretmenler kulübünün üçüncü üyesi Moody’s ise sessizliğini koruyor. Şubat ayında yaptığı açıklamada,
küresel sermaye piyasası işlemlerine yönelik olarak 114 AB li ve 17 ABD ‘li bankayı olası bir not indirimi
için izlemeye aldığını duyuran kuruluşun önümüzdeki günlerde başta JP Morgan olmak üzere, ABD ve
Avrupa bankaları ile ilgili kararını açıklaması bekleniyor.
Yunanistan’da hükümet kurulamadı. Geçen hafta yapılan genel seçim sonuçlarına göre 7 partinin meclise
girdiği bu cephede partiler ortak bir program üzerinde anlaşamıyor. İlk 2 sırayı alan parti liderlerini takiben
cuma günü hükümet kurma görevini PASOK lideri Venizelos almış ve ajanslara, hükümet kurulması
yönünde mesafe kat edildiği yönünde haberler düşmüştü. Ancak Venizelos da hükümet kurmayı başaramadı
ve cumartesi günü görevi cumhurbaşkanına iade etti, haberin piyasa etkisi negatif.
Yunanistan’ın yeniden piyasaların gündeminde ön plana çıkmasının iki nedeni var. İlki mart ayında
borçlarının nominal olarak % 53, reel olarak % 70 ‘ini silen Yunanistan’da radikal partiler kalan borcu da
silmek ve moratoryum ( tam iflas ) ilan etmek istiyorlar.
Alacaklarının reel olarak 2/3’ünden vazgeçen AB ‘li bankalar ve mali kuruluşlar bu yönde bir sonucun
oluşması durumunda kalan 1/3’den de vazgeçmek ve bilançolarına zarar yazmak zorunda kalacaklar.
Bu yönde bir sonuç elbette negatif haber ve piyasalar üzerinde limitli de olsa olumsuz etkisi olacaktır.
Ancak piyasaları daha derinden etkileyebilecek başlık Yunanistan’da süreç bu mahalde gelişirse siyasi olarak
pardon diyelim borçlardan kurtulalım algısının AB geneline yayılması riski olacak.
Bu bakıma hafta başında Yunanistan’da bir son dakika haberi ile hükümet kurulabilecek mi, yoksa haziran
ayında genel seçimler mi yinelenecek sorusunun yanıtı piyasalar üzerinde güçlü etki göstereceğe benziyor.
Çünkü rüzgar İspanya ve İtalya’da da bu yönde esmeye başlarsa işler kontrolden çıkabilir ve hem Avrupa
Birliğinin dağılması hem de AB’li banka ve finans kuruluşlarının ciddi güçlüklerle karşılaşması riskleri
tetiklenebilir. Nitekim bu riskin gündeme girmesi borç kardeşlerinin tahvil faizlerini yukarı çekmeye başladı.
Bu iki negatif haberin yanında hafta sonunda Çin cephesinden piyasalara pozitif bir haber var. En son şubat
ayında bankaların zorunlu karşılık oranlarını % 21 ‘den % 20,5’a indiren Çin Merkez Bankası cumartesi
günü aldığı kararla yüzde yarımlık ilave bir indirime gitti ve reel ekonomiyi desteklemek üzere bankaların
zorunlu karşılık oranlarını % 20’ye indirdi.

Piyasalar

Uluslararası piyasalar 4 ana bölümden oluşuyor hisse, tahvil, emtia ve para piyasaları. Ekim 2011 itibarı ile
yeşil filizlerin ( pozitif hava ) belirdiği ve 2012 ilk çeyrekte tamamen hakim olduğu süreç mart ortalarına
kadar sürmüş, borsalar, emtialar değer kazanmış dolar ve güvenli ülke tahvilleri değer kaybetmişti.
Mart başında AB mali birlik anlaşması ve ECB ikinci likiditesi ihalesi gerçekleşene kadar devam eden bu
süreci takiben pozitif hava dağıldı ve yerini varlık fiyatlarının ailece değer kaybettiği satış dalgasına bıraktı.
Başta Avrupa, dünya genelinde ekonomik aktivitenin beklentilerden sert irtifa kaybı yaşamasından
kaynaklanan satış dalgası molalar eşliğinde sekiz haftadır devam ediyor.
Varlık fiyatları değer kaybederken para yeniden güvenli ülke tahvillerine akıyor ve iki aydır dünya genelinde
altın, bakır, petrol gibi emtialar, hisse senetleri ve başta euro değer kaybederken, bu finansal ürünlerden
çıkan para dolara ve risk oranı düşük ülke tahvillerine yöneliyor.
Tahvil piyasalarında faiz ve fiyat ters yönlü ilişkiye sahiptir. Mart ortasından itibaren varlık piyasalarından
çıkan ve başta ABD & Almanya olmak üzere güvenli ülke tahvillerine yönelen fonların talebi ile geride
kalan sekiz haftada Alman tahvil faizi % 2,08 ‘den % 1,51’ e ABD tahvil faizi % 2,39 dan % 1,83’e geriledi
Klasik bir resesyon fiyatlaması olarak gördüğümüz bu satış dalgası tamamlandığında döngü yine ters
işleyecek ve güvenli ülke tahvil piyasalarından çıkacak para varlık fiyatlarına yönelerek borsaların ve
emtiaların değer kazanmasını sağlayacak.
Senaryolar

Olasılığını yüksek gördüğümüz senaryomuz ile başlayalım biz en geç haziran sonundan itibaren piyasaların
uzun soluklu ( asgari 4 ay süreli ) bir yükseliş trendine girmesini, varlık fiyatlarının ailece değer kazanmasını
doların değer kaybetmesini ve Almanya, ABD gibi ülkelerde tahvil faizlerinin yukarı gitmesini bekliyoruz.
2012 ilk yarıda dünya genelinde büyümenin irtifa kaybı yaşaması ve AB ‘nin resesyona girmesi sürpriz
değil. Ekonomik aktivitedeki gerilemenin beklentileri aşması ise büyük ölçüde fiyatlandı.
Yılın ikinci yarısından itibaren dünya ekonomisinde bir dengelenme ve 2013 yılından itibaren hissedilir bir
büyüme yaşanacağını düşünüyor, piyasaların bu beklentiyi önceden satın almaya başlayacağını tahmin
ediyoruz.
Biz piyasalarda bu pozitif sürecin mayıs sonunda başlamasına yüksek olasılık veriyorduk. Ancak
Yunanistan’da yaşananlar kısa vadede yeni riskleri tetikledi.
1- Kemer sıkmak halklara kolay kabul ettirilebilecek, mitinglerde alkış bulabilecek bir politika değil.
Sesi gür çıkan borçlardan kurtuluyor algısı Avrupa geneline yayılır ve başta İspanya her ülke yan
çizerse Avrupa’da zincirleme iflaslar yaşanması kaçınılmaz.
Bu nedenle biz Yunanistan’da son anda bir manevra gerçekleşmezse başta Almanya AB zenginler
kulübünün bu ülkeyi ibretlik biçimde cezalandıracağını ve diğer borç stoku yüksek ülkelerde siyasi
rüzgarın aynı şekilde esmesine engel olacaklarını düşünüyoruz.
2- Pozitif ya da negatif bir beklenti piyasa gündemine oturduğunda gerçekleşene kadar fiyatlanıyor ve
ters yönde fiyat hareketlerine engel oluyor. Yunanistan’da seçimlerin 17 haziran’da yinelenmesi ve
en geç haziran sonunda Yunanistan’ın moratoryum ilan edeceği algısı aktörler tarafından manşet
beklenti halini alırsa bu beklenti gerçekleşene kadar borsalar ve diğer varlık fiyatları üzerinde baskı
yaratarak 2013 yılına yönelik ( ekonomik canlanma ) pozitif beklentinin satın alınmasının haziran
sonuna ötelenmesine neden olabilir.
Öte yandan sekiz haftadır değer kaybeden Avrupa borsalarında özellikle de geçen hafta olumsuz haberlere
karşı güçlü bir dayanıklılık hali gözledik. Negatif haber akışının kesilmesi durumunda ( pozitif haber olmasa
bile ) hisse marketlerinin kendi dinamikleri ile yükselme arzusunu ortaya koyan bu resim İspanya ve İtalya
tahvil piyasalarında yeniden faizlerin yükseliş eğilimine geçmesi ( İspanya % 6’ya yükseldi ) ile çelişiyor.
Bu nedenle en geç haziran sonundan itibaren borsalarda asgari 4 ay sürmeye aday güçlü bir yükseliş trendi
beklemekle birlikte kısa vadeye ilişkin ( önümüzdeki 5-6 haftalık kesit ) tahmin oluşturmakta zorlanıyor,
Borsalar 1-2 hafta içinde fazla bir gerileme yaşamadan 2013 beklentisini satın almaya mı başlayacak, yoksa
bu büyük hareket öncesi sert bir satış dalgası ile çok daha cazip bir alış fırsatı mı yaratacak sorusuna yanıt
üretmekte zorlanıyoruz.

Strateji

Öncelikle ABD & Almanya tahvil piyasalarında aktörlerin bu piyasalardan çıkmaya başladığını ortaya koyan
sert faiz yükselişleri yaşanmadıkça borsaya ayrılan kapitalin tamamı ile hisse senedi pozisyonu
alınmamasının daha emniyetli olacağı görüşündeyiz.
Öte yandan gerek 4 – 6 ay ‘lık bir vadede IMKB ‘nin 68.000 – 70.000 puan aralığına yükselmesi ihtimalini
yüksek bulmamız gerek ise IMKB 100 endeksinin 19 ay öncesine göre dolar bazında % 35 iskontolu olması
nedenleri ile ,
Tamamen nakde geçilmesinin de hisse senetlerini daha alt fiyatlardan yerine koyamama riskini beraberinde
getirebileceğine dikkat çekmek istiyoruz.
59.500 & 61.500 seviyelerinde güçlü dirençlere ve 58.250 seviyesinde yakın desteğe sahip olan IMKB 100
endeksinde makul şiddette bir satış dalgasının endeksin 57.000 puana ( yukarıda sağda yer alan grafiğin
bollinger desteği ) kadar gerilemesine neden olabileceğini, bu senaryoda Dax ( Almanya ) endeksi için 6.300
puanın ve Eur/Usd paritesi için 1,2820 seviyesinin dip adresi olabileceğini,
Öte yandan 4-5 haftalık kesitte İspanya ve İtalya tahvil piyasalarında agresif faiz yükselişleri yaşanması ve
piyasalara korkunun hakim olması durumunda IMKB 100 endeksinde 53.500 puana ( yukarıda solda yer
grafiğin dolar bazı trend desteği ) kadar gerileme yaşanması riskini de dışlamıyor, senaryolar içinde yer
veriyoruz.
Hangi senaryo gerçekleşecek sorusunun cevabı yine AB tahvil piyasalarında yanıt bulacak. Bu bakıma
Almanya, İspanya ve İtalya tahvil faizlerinin çok daha dikkatli takip edilmesini öneriyoruz.
1,78 yakın desteğine sahip Usd/Trl ‘de dış piyasalarda taban oluşumu tamamlanmadıkça 1,75’in altına
sarkma yaşanmasının güç olduğunu yukarı yönlü hareketlerde sırası ile 1.8250, 1.84 ve 1.87 dirençlerinin
rotaya girdiğini düşünüyoruz.